Ayçiçeği Yetiştiriciliği

 Ayçiçeği Yetiştiriciliği

AYÇİÇEĞİ YETİŞTİRİCİLİĞİ

Latince adı Helianthus annuus  olan ayçiçeği bitkisi güneş ile ilgili anlamlarına gelmektedir.  Ayçiçeği bitkisi latince isminden dolayı dünyanın birçok yerinde güneşle ilişkilendirilip ‘sunflower/güneş çiçeği’ gibi isimlerle adlandırılır. Türkçe adının ayçiçeği olması şaşırtıcıdır, bazı dilbilimciler bu kelimenin “aydın çiçeği“nden kısaltılmış olabileceğini veya çiçeğinin genişliğinden dolayı “avuç içi” anlamındaki “aya“dan geliyor olabileceğini düşünmektedirler, buna rağmen Türkçe’de bitki bazı bölgelerde bu bitki için günebakan adı da kullanılmaktadır. 

(Fotoğraf 1: Helianthus annuus)

 

  • AYÇİÇEĞİNİN BİLİMSEL SINIFLANDIRMASI

Alem:  Plantae (Bitkiler)
Bölüm:  Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)
Sınıf:  Magnoliopsida 

(İki çenekliler)

Takım:  Asterales
Familya:  Asteraceae (Papatyagiller)
Alt familya:  Asteroideae
Oymak:  Heliantheae
Cins:  Helianthus
      Tür: Helianthus annuus 

      (Tablo 1: Ayçiçeğinin bilimsel sınıflandırılması)

  • AYÇİÇEĞİNİN EKONOMİK ÖNEMİ, ANAVATANI, YAYILMA ALANLARI

Ayçiçeği bitkisi incelendiğinde anavatanının Orta Amerika olduğu ve ve M.Ö.2000-2500 gibi daha kuzeyde evcilleştirilmiş olduğunu görmekteyiz. Ayçiçeği bitkisi günümüzde dünyanın hemen hemen her yerinde yetişen ve yağlı tohumu sayesinde sık kullanılan ve üretilen bir endüstri bitkisidir.  Dünya üzerinde binden fazla türü olması bu bitkinin önemine dikkat çekmektedir. Ayçiçeği bitkisinin İspanyollar tarafından 16.yüzyıldan sonra Eski Dünya’ya ulaştırıldığı bilinmektedir.  18.yüzyıl öncesine kadar dikkat çekici görünümünden dolayı sadece süs bitkisi olarak yetiştirilen ayçiçeği aynı dönemlerde yapılan çalışmalarda aslında birçok farklı kullanım alanının olduğu farkedilmis ve üretimi giderek önem kazanmıştır. 

Ayçiçeği bitkisinim özellikle yağı, yemeklik kalitesi yönünden tercih edilen bitkisel yağlar arasında ilk sırayı almaktadır. Ayrıca sadece yağı değil daha birçok farklı amaçla kullanılan bu bitkinin dünyada da birçok farklı ülkede ekonomik düzeyde, geniş çaplı olarak tarımı yapılmaktadır. Ayçiçeği tarımı dünyada en fazla Rusya, Ukrayna, Arjantin ve Çin’de yapılmaktadır. AB ülkeleri içinde Fransa, Romanya, Portekiz ve İspanya ayçiçeği üreiminde öenmli ülkelerdendir. Türkiye’ye baktığımızda ise yağlık ayçiçeği, ağırlıklı olarak Trakya Bölgesi ve Konya’da üretilmektedir. Trakya bölgesinde genel olarak ayçiçeği tarımı yapılabilirken İç Anadolu llerinden olan ve iklim olarak Trakya’dan çok farklı olan Konya ilinde de ayçiçeği tarımının iyi oranda yapılması bu bitkinin farkı iklim koullarında verimli bir şekilde yetişebildiğini göstermektedir. Ayrıca yıllara göre değişmekle beraber Türkiye’de yaklaşık 550-600.000 hektar arasında araziye ayçiçeği ekimi yapılmaktadır. Bu değişimin başlıca nedeni iklim, hava değişiklikleridir, özellkle küresel ısınmanın neden olduğu problemler yüzünden son zamanlarda beklenmedik değişikliklerin meydana geldiği görülmektedir.

  • Türkiye’de Önemli Ayçiçeği Bölgeleri
Trakya-Marmara %73
İç Anadolu %13
Karadeniz %19
Ege %3
Doğu- Güneydopu Anadolu %1

(Tablo 2: Türkiye’de önemli ayçiçeği bölgeleri)

  • Ayçiçeği Bitkisinin Kullanım Alanları 

Ayçiçeği bitkisi her bölümü farklı amaçlar için kullanılabilen bir bitkidir. İnsanlara sağladığı birçok farklı alandaki faydalar sayesinde ekonomik değeri yüksek bir bitki haline gelmiştir. Ayçiçeği yetiştiriciliğindeki asıl amaç yağ üretimi olsa da çerezlik, yemlik, süs bitkisi ve sanayi bitkisi (sabun, lif, mum ve kağıt yapımında) olarak da kullanılabilen çok yönlü bir bitkidir. Ayçiçeği tohumları Portekiz ve Rusya’da kavrulup kahve olarak tüketilmektedir hatta bazı ülkelerde ekmeğe de katılmaktadır. Bazı ülkelerde ise saplarının yakacak olarak kullanılmasıyla dikkat çeker. Ayçiçeği bitkisinin yakıldıktan sonra geriye kalan külü %36-40 oranında potasyum içerir ve bu sayede gübre olarak veya boya sanayinde katkı olarak kullanılır. 

  • Ayçiçeği Bitkisinin İçerisindeki Bazı Maddeler; 

Ayçiçeği bitkisi besin içeriği yönünden çok zengin bir bitkidir. Çiçek yapraklarında antokyan, glikozit, betain, kolin, flavon glikozit ve ksantofil vardır. Tohumunda ise yüksek oranda doymamış yağlar ve yağın içinde albumin, karotenoid, lesitin ve E vitamini vardır. 

  • Ayçiçeği Bitkisinin Faydaları

Ayçiçeği bitkisi zengin besin içeriği sayesinde birçok hastalığa iyi gelmektedir. Mesela ayçiçeği tohumları yapısında bulunan yüksek miktarda bulunan fenolik bileşikler sayesinde insanların birçok kronik hastalığa yakalanma riskini azaltarak antioksidan görevi görür. Ayçiçeği çekirdeği ise antienflamatuar maddeler olarak görev yapabilir ve bu etki yağında da bulunur. Ayrıca ayçiçeği bitki sterolleri (Fitosterol) bakımından oldukça zengin bir bitkidir, bunun sayesinde göğüs kanseri riskini azaltılmasına katkıda bulunur. Tümörün boyutunun azalmasını ve yayılmasını önler. Ayçiçeği bitkisinin saç ve cilt sağlığı için yararlı olduğuda kanıtlanmıştır. Ayçiçeğinde bulunan yağlar sayesinde, kan basıncı düşer. Ayçiçeği çekirdeği, protein içeriği ve diyet lifi içeriği sayesinde tokluk hissi sağlar bu sebeple az miktarda diyetlerde kullanılabilir. Ayçiçeği tohumları, E vitamini, folik asit, tiamin (vitamin B1), niasin (vitamin B2) ve demir gibi birçok besleyici madde bakımından oldukça zengin bir bitkidir. Ayçiçeği yağı kolesterolü ve LDL kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. Ancak etkileri palmiye yağı ve keten tohumu yağı ile karşılaştırıldığında daha düşüktür ve periferik vasküler hastalıklı veya skleroz gelişme riski altında olan insanlar için aynı etkiye neden olmayabilir. Ayçiçeği yağının kabızlık yaralarında ve diğer bazı cilt yararlarında, antibakteriyel etki sağladığı gözlemlenmiştir. 

  • AYÇİÇEĞİ BİTKİSİNİN MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

  • KÖK

Ayçiçeği bitkisi kazık köklü bir bitkidir. Kazık kökten sonradan daha küçük olan yan kökler çıkar ve bu köklerin üzerinde ise demet halinde ince (tali) kökler oluşur. Bitkinin fenolojik evresine göre değişmesiyle birlikte 150-270 cm derinliğe ve 60-150 cm yanlara uzayan kökleri vardır. Saçak kökler sayıca fazla olmasına rağmen bitkiye göre kuvvetli yapıda değildir. Bu sebepten dolayı yağmurdan sonra veya toprak sulandıktan sonra yumuşadığında tablası iyi gelişmiş, iri yapıda bitkilerin rüzgar etkisiyle eğildiği görülür. Genel olarak bakıldığında ayçiçeği kökleri ağır bir gövdeyi taşımaktadır, yani kök sistemi yüzeysel olsa da gelişmiş ve dallanmış bir yapıdadır.

(Fotoğraf 2: Ayçiçeği bitkisinin kök yapısı)

  •  SAP

Ayçiçeği bitkisinin sapları oldukça kuvvetlidir. Bitkinin fenolojik evesine göre yani farklı boyuna ve bitkinin farklı çeşitlerine göre 50 cm’ den 3-5 m’ ye kadar olabilir. Sap kalınlığı da sap uzunluğuna göre 2-15 cm arasında değişmektedir. Sap tek gövdeli olabileceği gibi birden fazla dallanan çeşitleri de bulunmaktadır. Yan dallar ise yaprak koltuklarından çıkmaktadır. Sap genellikle düz yapıda ve iç kısmı is özle doludur. Her dalın ucunda bir tabla oluşmaktadır. Ana sapta oluşan tabla diğer yan dallarınkine oranla daha büyüktür. Genellikle kültür formlarının dallanması istenmez bunun nedeni tek saplı ve tek tablalı çeşitlerin veriminin daha fazla olmasıdır.

Sap rengi ise bitkinin fenolojik everesine göre değişmekle birlikte bitkinin genç evrelerinde açık veya koyu yeşilken, hasat olgunluğunda yani bitkinin olgun evrensinde ise açık sarı veya kirli-kahve renginde görünmektedir. Ayçiçeği bitkisinin sapının üzeri ince tüylerle kaplıdır, kabuk kısmı lignin bakımından zengindir.

  • YAPRAK

Ayçiçeği bitkisinin yaprakları büyük ve gösterişlidir. Yaprak şekli farklılık göstermekle birlikte genelde şu şekillerdedir; mızrak, ters mızrak, kalp veya böbrek. Yaprağın ucu da türler arasında farklılık göstermektedir; sivri, küt, düz veya hafif parçalı olabilir. Yaprak kenarları ise hafif düz, hafif parçalı veya testere dişli olabilir. Uzun bir yaprak sapının ucuna baktığımızda kalp şeklinde bir yaprak ayası bulunduğunu görürüz. Genellikle yapraklar  3 köşeli ve 3 ana damarlıdır ve yaprak sapı uzunluğu da tür ve fenolojik evreye göre 10-30 cm arasında değişiklik göstermektedir. Bitkinni yapraklarının üzeri çok az tüy ile kaplıdır. Yaprak rengi fenolojik evreye göre değişiklik göstermektedir, genç evrede açık veya koyu yeşil rengindedir, olgunlaşma evresiyle birlikte sarardığı görülür. Yapraklar sapa genellikle almaşıklı olarak dizilmişlerdir. Yani bir sapın iki yanında karşılıklı olarak değil de değişik yükseklikte ve tek tek, sağlı sollu sıralanmıştır. Yaprak sayısının bitkinin boyunun uzunluğuna ve bitkinin boğum sayısına göre 10-30 arasında değiştiği görülmektedir. Ama çok nadiren bazı çeşitlerde yaprak sayısının 70’ e kadar çıktığı görülmüştür.

  • ÇİÇEK 

Ayçiçeği bitkisinde çiçekler bir tabla içerisinde oluşmaktadır. Tablalar ise bitkinin ana sapının ve yan dallarının ucunda oluşmaktadır. Tablanın şekli yuvarlaktır ve tablanın yüzü çeşide göre farklılık göstermektedir; düz, içbükey veya dışbükey olabilir. Çeşitlere göre tabla yüzlerinin yönü de farklılık göstermektedir; çeşide göre yukarı doğru, yatay veya aşağıya doğru olabilir. Ayçiçeği yetiştiriciliğinde genellikle sapa dik oturan, düz ve içi tamamen döllenen tablalı çeşitler istenilir. Bitkinin çeşidine göre tabla çapı 10-60 cm arasında değişmektedir. Verim için genellikle tabla çapının 35-40 cm aralığında olması istenir. Tabla çapı bitkinin çeşidine, bitkinin ekim sıklığına ve toprağın element durumuna göre değişiklik göstermektedir. Genellikle tabla çapı seyrek ekim ve verimli toprak etkisinde genişler. Üretimden iyi verim alabilmek için tabla çapının kesinlikle 20 cm’den fazla olması gerekmektedir. Tablanın dış kısmındaki kiremitvari olarak yani birbiri üzerine dizilmiş, uçları ise sivri ve yeşil renkte brakte koruyucu olarak görev yapan yaprakları vardır. Tabla üzerinde toplu halde iki farklı tip çiçek oluşmaktadır.

  • Steril (kısır) çiçekler: Bitkinin tablasının dış kısmında yer almaktadır, dil şeklinde görünmekte olan ve büyük sarı veya turuncu renkteki çiçeklerdir. Steril çiçeklerin sayıları çeşide göre ve tabla büyüklüğüne göre 50-100 arasında değişiklik göstermektedir. Steril çiçeklerin erkek organları olmadığından dolayı polen keseleri yoktur ve tohum oluşturamazlar. Tepecik ve dişicik boruları da gelişmemiştir.
  • Fertil çiçekler: Bitki tablasının gerçek çiçeği olan ve tohum oluşturabilen döllenme kabiliyetine sahip olan çiçeklerdir. Fertil çiçekler dıştan merkeze doğru çiçek açmaktadırlar. Çeşit ve iklim koşullarına bağlı olarak günde 1-4 sıra çiçek açabilirler. İklim koşulları çiçek açmasını etkiler, kapalı veya yağışlı havalarda çiçek açımı çok azken, sıcak havalarda ise fazladır. Yani ayçiçeği bitkisinin çiçek açım döneminde sıcak havaya ihtiyacı vardır, çiçek açım döneminde havanın yağışlı ve soğuk olması verimi düşürür. Genelde çiçeklenme bir tabla için 8-12 gün arasında devam etmektedir. Toprağın nemi de çiçeklenmeyi etkiler eğer toprak nemi az ise genel olarak tablanın orta kısmındaki çiçekler açmaz, yani tohum oluşmaz, verim düşer. Fertil çiçeklerde erkek ve dişi organ bir çiçekte toplanmış yani erselik bir üreme şekli görülmektedir. Bir tablada yaklaşık olarak  800-2000 arasında fertil çiçek bulunmaktadır.

Bir fertil çiçekte en dış kısmında iki adet muhafaza yaprağı bulunmaktadır. Bu yapraklar çiçekten daha kısadır ve bir kın gibi çiçek organlarını sarmaktadırlar. 

Bitkide taç yaprakları boru şeklinde olup beş parçadan oluşmaktadır. Taç yapraklar sarı renklidir ve birbirlerine yapışıktırlar. İç kısımda ise birbirine bitişik, uç kısımları serbest olan 5 adet erkek organ bulunmaktadır. 

Dişi organ 1 dişicik borusu ile yumurtalıktan oluşmaktadır, sarımsı beyaz renktedir ama saydam görünmektedir. 

Tepecik bitkide iki parçalıdır ama  başlangıçta yapışıkken çiçek açtıktan sonra parçaların birbirinden ayrılması dikkat çekicidir. Fertil çiçeklerin sabahın erken saatlerinde açtıkları gözlemlenmiştir.

Ayçiçeği yabancı döllenir. Yani bir çiçeğin yumurta hücresi başka bir çiçeğin erkek organlarının çiçek tozları tarafından döllenmektedir. Yabancı döllenme neredeyse %100’dü. Tozlanma genelde böcek, arı ve rüzgarla olur. 

 

(Fotoğraf 3: Ayçiçeği bitkisinin morfolojik kısımları)

  • Tohum ve Çimlenme Özellikleri

Tablada bal peteği şeklinde görünen bölmelerde her tohum bir kavuz yaprağı ile sarılmıştır. Olgun tohum ise sert bir tabaka içerisindedir. Tohumun büyüklüğü, şekli ve kabuk rengi bitki çeşidine, yetişme koşullarına ve tohumun tabladaki yerine göre değişiklik gösterir. Tablanın ortasında yer alan tohumlar genelde daha küçük, kenarlarda oluşan tohumlar ise çok daha büyüktür. Bunun bir nedeni de çiçeğin tablanın kenarından ortasına doğru döllenmesidir, kötü hava koşulları yüzünden ya da su problemleri yüzünden döllenme sorunu yaşanabilir, bu yüzden de tohum büyüklükleri tohumun tabla üzerindeki yerine göre farklılık gösterir.  Ayçiçekleri tohum iriliği bakımdan incelendiğinde çeşitler arasında çok geniş bir değişim vardır çünkü ayçiçeğinin çok farklı amaçlar için kullanılabilir ve bu amaçlar doğrultusunda da tohum iriliği değişiklik gösterir. Özellikle yağlık ve çerezlik amaçlı üretilen tohumların iriliği çok farklıfır. Genel olarak bakıldığında hem tohumluktan hem de giderlerden kazanç sağlanabilmesi için küçük tohumlu çeşitlerin seçimi üstünlük sağlayabilir. 

Ayçiçeği Tohumunun Kimyasal Yapısı:

İçindeki Maddeler       Oransal değeri
Su          6-11
Ham yağ                                               35-40
Ham protein  15-25
Selüloz  15-30
Karbonhidrat 10-20

                    (Tablo 3: Ayçiçeği tohumunun kimyasal içeriği)

  • YETİŞTİRİLME İSTEKLERİ

  • İklim İsteği

Ayçiçeğibitkisi yüksek ve düşük sıcaklıklara özellikle gelişme döneminde oldukça toleranslıdır. Ayçiçeği bitkisi fideleri kotiledon evresinde -4˚C sıcaklığa kadar dayanabilir. Ayçiçeği bitkisi için en iyi yetişme sıcaklığı 21- 24˚C arası olduğu görülmüştür. Ayçiçeği bitkisi genellikle vejetatif dönemde serin, generatif dönemde ise açık ve güneşli havaları sever. Ayçiçeği bitkisi diğer tarla ürünlerine göre kurağa oldukça toleranslıdır bunun nedeni ise kazık kök yapısına sahip olmasıdır. Ayçiçeği yaprakları heliotropik (ışığa yönelme) özelliği sayesinde fotosentez için ihtiyaç duydukları ışığı rahatlıkla alabilirler. 

5.2 Toprak İsteği

Ayçiçeği bitkisi yetişeceği toprak tipi bakımından çok seçici olmamasına rağmen organik maddece zengin, derin ve su tutma kapasitesi iyi topraklarda yüksek verim potansiyeline sahiptir. Genel olarak bakıldığında kumsal topraklardan ağır yapıdaki killi topraklara kadar her türlü iyi drenaj sağlanmış topraklarda tarımı yapılabilmekte ancak elde edilen verim değişiklik göstermektedir. Ayçiçeğinin tuzluluğa karşı toleransı çok azdır. Tuzlu topraklarda yetiştirilen ayçiçeğinin tohumlarının yüzde yağında azalmalar görülmüştür, bu yüzden özellikle yağlık ayçiçeği üretiminde tuzlu topraklar tercih edilmemektedir. Buna ek olarak ayçiçeği yetişecek toprakta %1-2 düzeyinde olan tuz konsantrasyonu çimlenmeyi önemli ölçüde düşürmektedir, bu yüzden iyi verim elde etmek için ayçiçeği üretiminde tuzlu topraktan kaçınılmalıdır. Ayçiçeği, pH 6.0 ile 7.2 arasında olan topraklarda çok iyi yetişir, yani çok bazik ya da çok asidik topraklar yetiştiricilik için iyi değildir. Tohumlarının çimlenebilmesi için toprağın optimum sıcaklık değerinin 8-10˚C olması gerekmektedir.

    1. YETİŞTİRİLME ŞEKLİ
  • Toprak İşlemesi 

Ayçiçeği bitkisi için toprak işlemesini 2 farklı zamanda yapmak öenmlidir. İlki sonbahar toprak işlemesi iken diğeri ilkbahar toprak işlemesidir. 

  • Sonbahar Toprak İşlemesi : Ayçiçeği yetiştiriciliğinde sonbahar aylarında toprağı işlemeninin en öenmli amacı iyi bir tohum yatağı hazırlamaktır diğer amaçları ise; daha önceki ekimden kalan sap artıklarını gömmektir, bu sap parçaları toprağa organik gübre sağlayacaktır, toprağı havalandırmak ve yabancı otları yok etmektir bu sayede topraktaki suyu kullanan bir bitki olmayacağı için miktarı azalmayacaktır. Bu amaçlarla, eğer araziye ayçiçeği ekilmesi düşünülüyorsa, daha önce ekilen bitkinin hasadından sonra tarla soklu pulluk yardımıyla 20-25 santim derinlikte sürülmelidir. Bu ilk sürümün her yıl farklı derinlikte yapılması pulluk tabanı oluşmasını önlemek için önerilir. İlk sürüm yapıldıktam sonra, düşen yağışlar nedeniyle tarlada  büyük ölçüde bir otlanma görülebilir, bu yabancı otlar kültivatör yani kazayağı ile toprağı 10-15 santim derinlikte işleyerek yok edilmelidir.
  • İlkbahar Toprak İşlemesi : Ayçiçeği bitkisinin eğik olmayan, düzgün bir çıkış yapabilmesi için nemli bir tohum yatağına ihtiyacı vardır. Bunu sağlamak amacıyla ilkbaharda toprak tava geldiğinde tarla ilk olarak kültivatör yani kazayağı yardımıyla, daha sonra ise diskaro, tırmık ya da  yaylı tırmık yadımıyla 10-15 santim derinlikte işleyerek ekime hazır hale gelmesi sağlanır. İlkbahar aylarındaa toprakta nem yani su ve tavın kaybına yol açabilecek özellikle soklu pulluk ile işlenmeden kaçınılmalıdır.

(Fotoğraf4: Ayçiçeği bitkisinde toprak işelemesi)

  • Ekim Zamanı

 Ekim zamanı bitki ekimi için en önemli faktörlerdin biridir. Bölgeden bölgeye hatta ilden ile bile bu zaman değişebilir, çünkü ekim zamanı toprak ısısı ile çok yakından ilgilidir. Çimlenmenin optimum sağlanabilmesi için toprak ısısı en az 8-10 ˚C aralığında olmalıdır. Eğer sıcaklık bu değerlerden daha yüksek olursa tohumların çimlenmesi ve çıkışı da daha hızlı olur. Bölgelerimizin iklim durumuna bakıldığında, kesin bir tarih belirtilememekle birlikte ayçiçeği ekim zamanı Ege, Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Mart, Marmara, Orta Anadolu ve Karadeniz Bölgelerinde Nisan, Doğu Anadolu Bölgesinde Mayıs ayıdır. Ayçiçeği ekimi her yıl aynı tarihte yapılamaz, o yılın iklim durumu da ekim zamanını belirlemede oldukça önemlidir. Ayçiçeği ekimi, kuru şartlarda yapılacak bir üretimde iklime bağlı olarak olabildiğince erken yapılmalıdır. Erken ekimler, ayçiçeğinin kış ve ilkbahar yağışlarından daha iyi yararlanmasını sağlar, bu da daha fazla verim anlamına gelir.

  • Tohumluk

Bir türün devamını sağlayabilmek için tohum yetiştiricilikte çok büyük önem taşır, diğer tüm bitkilerde olduğu gibi ayçiçeği yetiştiriciliğinde de tohumluk ayçiçeği çok büyük önem arz eder, çünkü türlerin sürdürülebilirliğini sağlarlar. İlk olarak 1980’ li yıllarda daha önce üretilmekte olan açık tozlanan çeşitin (Vniimk-8931) yerini hızla hibrid (melez) ayçiçeği çeşitleri almıştır. Devamlılığı istenen bitkiler genelde iklim koşullarında en iyi yetişen ve en çok verim alınabilen türlerdir. Amaca göre de yetiştirilen ayçiçeği çeşidi yani tohumu farklılık göstermektedir, özellikle son yıllarda yağ oranı yüksek, yağında oleik ve linoleik asit oranları yüksek çeşitler üreticilerin hizmetine sunulmaktadır. Özellikle ayçiçeği yetiştiriciliğinde görülen bazı önemli hastalıklara dayanıklı türler, tohumlar geliştirilmeye devam etmektedir, örneğin oranbaş paraziti ayçiçeği bitkisinde verimi düşüren en önemli hastalık nedenlerinden biridir, bu nedenle bu türe dayanıklı hibritler geliştirme üzerine çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca yabancı otlara karşı mücadelede imidaziolin (IMI) grubu imazofil herbisetlere dayanıklı ayçiçeği çeşitleri de geliştirilmektedir. Üreticiler bölgelerine uyan, yüksek verimli ayçiçeği tohumluklarını gerek kamu ve gerekse özel sektör tohumculuk kuruluşlarından temin edebilirler, bu tohumu temin etmeden önce ekim yaplacak alanın koşullarını çok iyi bilmek ve bu koşullara göre çeşit seçmek oldukça önemlidir.  Bu seçimi yaparken üreticilerin dikkat etmesi gereken bazı hususlar şunlardır; İlk olarak üreticiler mutlaka her yıl sertifikalı yeni tohumluk ekmelidir. İkinci olarak, ekilecek tohumlukların temiz, çimlenme oranının ve çıkış gücünün yüksek olduğundan emin olunmalıdır. Orabanş (verem otu) görülen tarlalarda ekim yapılmaması ilk tercih olmaklar birlikte, eer ekim yapılıyorsa bu parazite dayanıklı ayçiçeği tohumluğu tercih etmeli veya imi grubu ayçiçeği ekerek kimyasal mücadele yapılmalıdır. 

  • Ekim Şekli

Ayçiçeği bitkisinin ekiminde hassas havalı (pnomatik) mibzerler kullanılmaktadır. Bu tip havalı ekim makinelerinın kullanılması sıra arası, sıra üzeri ve ekim derinliğinin kolayca ayarlanabilmesini sağlamaktadır. Havalı ekim makinelerinin kullanılması sayesinde sıra üzerindeki bitkileri seyreltme yani tekleme işlemi ortadan kalkmaktadır yani araziye ikinvi bir tarım makinesi girmesini engeller bu da toprağın veriminin azalmamasını sağlar, bir dekara kullanılan tohum miktarından da önemli miktarda tasarruf sağlar bu sayede de ekonomik kayıp azalır.  Ayçiçeği ekiminde sıra arası mesafe genellikle 70 cm, sıra üzerindeki bitkiler arasındaki mesafe ise toprak verimliliği ve yağış durumuna bağlı olarak 25-35 cm arasında değişiklik göstermektedir iklime ve toprak yapısına göre bu sayılar değişiklik gösterebilir. Çeşit ve toprak koşullarına göre değişiklik göstermekle birlikte genelde en yüksek verimi alabilmek için bir dekar alanda istenen bitki sayısı 4000-5500 arasında değişir. Ekim derinliği ise toprak nemi ile ilgilidir. Ekim derinliği, 5-7.5 cm arasında değişiklik gösterir. Toprak tavı ve toprağın nemine göre uygun ekim aralığı seçilir. Çok derine ekim yapılması ayçiçeği tohumunun çimlenip toprak yüzeyine çıkışını zorlaştırır ve dekarda istenen bitki sıklığı elde edilemez.

(Fotoğraf 5:Ayçiçeği bitkisinde ekim )

  • BAKIM
  • Tekleme (Seyreltme) 

Genel olarak bitkilerde tekleme yani seyreltme işleminin yapılmasının amacı klasik ekim makinesinin neden olduğu fazla ekimi ve verim düşüşünü önlemektir, Tekleme işlemi yapılırken öncelikle zayıf, hastalıklı ve zarar görmüş bitkiler seçilip, yok edilir. Ekimde, hassas (pnomatik) ekim makinelerinin kullanılması tekleme işlemininin ihtiyacını ortadan kaldırmıştır.

(Fotoğraf 6: Ayçiçeği bitkisinde tekleme)

  • Çapalama

Verim arttırmak için yapılan bir başka işlem de çapalamadır. Bitkinin boyu 30-50 cm. arasındayken sıra aralarının kazayağı veya çapa makinesi ile işlenmesidir. Bu işlem, toprağı kabartarak topraktan buharlaşma ile su kaybının azalmasını ve yabancı otların mekanik olarak yok edilmesini sağlar, bu sayede elde edilen verim artar.

(Fotoğraf 7: Ayçiçeği bitkisinde çapalama)

  • SULAMA

Sulama bir bitkinin gelişimi için en önemli faktörlerden birisir. Doğru ve yeterli sulama bitki gelişimi çok önemlidir. Yanlış ve yetersiz sulama verim kaybına neden olan başlıca sebeplerden biridir. Ayçiçeği bitkisine baktığımızda su ihtiyacının, yetişme periyodu boyunca yaklaşık 700–800 mm. civarında olduğunu görürüz. Bu su ihtiyacını karşılayabilmek için ekimi yapılan bölgeye göre farklı sulama modellemeleri yapılmalıdır. Yani bölgeye, hatta aynı bölgenin farklı illerine göre farklı sulama yapılır. Düzenli aralıklarla toprağın su ihtiyaç ölçümü toprak tansiyonemetresi yardımıyla ölçülmelidir. Ayçiçeği bitkisinin farklı gelişim evrelerinde su ihtiyacı değişiklik göstermektedir. Bitkinin en hassas olduğu evre çiçeklenme öncesi tablaların oluşmaya başladığı eevre ile süt olum evresi arasıdır. Bu evrede oluşan, suya olan stres, verimde geri dönüşü olmayan bir kayıba neden olmaktadır. Suya duyulan ihtiyaç özellikle çiçeklenme evresinde maksimum seviyeye çıkar. Bundan dolayı bu evrelerde yağış yoksa, yüksek verim elde edebilmek için ayçiçeği mutlaka sulanmadır. 

(Fotoğraf 8: Ayçiçeği bitkisinde sulama)

  • GÜBRELEME

Ayçiçeği birim sahadan kısa zamanda çok fazla kuru madde yapan bir bitkidir. Kuru madde suyun buharlaştırılarak uzaklaştırılmasından sonra geri kalan kısma denir, ayçiçeği bitkisi çok fazla kuru madde yapıyorsa bu topraktan çok fazla besin aldığı anlamına gelmektedir, yani besin ihtiyacı fazla olan bir bitkidir. Bu sebeple toprakta yeteri kadar besin elementi bulunması gerekmektedir. Ayrıca, üst üste aynı bitkinin ekilmesi demek topraktan sürekli olarak aynı besin elementinin aynı oranda azaldığı anlamına gelmektedir, bu hem toprak verimini düşürürken hem de ektiğimiz üründen aldığımız verimi düşürmektedir, bu sebeple münavebe yapılmalıdır. Bazı besin elementlerinin ayçiçeği bitkisi üzerindeki etkisi;

Ayçiçeği bitkisine fazla azot verilmesi bitkinin normalden çok daha uzun olmasına, gevşek ve kuvvetsiz kalmasına, hastalıklara karşı direncinin azalmasına, tohumda yağ oranının düşmesine ve yatmalara neden olmaktadır.

Fosfor ise ayçiçeği bitkisinin vegatatif gelişme evresinde organik madde yapımı için gerekli olduğu gibi fosforun %40’ı genaratif evrede kullanılmaktadır. Fosforu eksik olan ayçiçeğinin sapları ince ve uzun yapda olmaktadır, buna bağlı olarakta dane veriminde azalma görülmektedir.Fosforun fazlalığı ise ayçiçeği bitkisinin kök boğazının kalınlaşmasına, yatmaya ve kurağa karşı dayanıklılığının artmasını sağlamaktadır.

Genel olarak baktığımızda ayçiçeği bitksinin azot ihtiyacı fosfor ve potasyuma karşı azdır. 

Ayçiçeğine Atılacak Gübre Hesap Edilirken Şu Hususlara Dikkat Edilmelidir: İlk olarak dekardan elde edilmesi istenen ürün miktarıyla orantılı olarak gübre kullanılmalıdır. Toprakta bulunan besin maddeleri oranı bilinmelidir ki buna göre toprağın ihtiyacı olan besin elementinden yeterli mikarda kullanılabilsin, bu sayede hem ürün kaybını hem de ekonomik kaybı öneleyebiliriz. 

Topraktaki bitki besin elementi tayini yapılmadığı durumlarda genel bir kaide olarak tavsiye edilen gübre miktarları şunlardır; ama bu bilgi kesin olmamakla birlikte toprak besin elementi tayininin yapılması şiddetle tavsiye edilmektedir.

1-Taban gübresi

 a-)15-15-15 kompoze gübrede 30-40 kg/da

 b-)20-20-0 kompoze gübresde 20-30 kg/da c-DAP gübresinden 15-20 kg/da 

2-Üst Gübre (çapa ile birlikte verilmelidir.)

 a-)Amonyum nitrat gübresinden 20-25 kg/da

 b-)Amonyum sülfat gübresinden 25-30 kg/da

 

  • MÜNAVEBE (Ekim Nöbeti)

Ekim nöbeti yani münavebe her ekim yapılan alanda uygulaması gereken bir işlemdir, aynı bitkinin aynı araziye üst üste ekimi, ekim yapılan toprağın verimsizleşmesinei fakirleşmesine neden olur. Ayrıca aynı bitkinin sürekli ekilmesi demek bir önceki ekimde görülen hastalıkların özellikle haşere problemlerinin tekrarlanması anlamına gelir bu da verimi düşürür. Ayçiçeği yetiştiriciliğindede daha fazla verim alabilmek için münavebe uygulanmalıdır. Ayçiçeği bitkisiyle münavebe yapılabilecek bazı modeller şunlardır; 

  1. Model: Buğday +Ayçiçeği + Fiğ + Mısır 
  2. Model: Şeker Pancarı + Ayçiçeği + Buğday + Fiğ 
  3. Model: Çeltik + Ayçiçeği + Kavun-karpuz + Pamuk
  4. Model: Pamuk + Buğday + Ayçiçeği + Baklagil

 

  • YABANCI OT MÜCADELESİ

Yabancı ot demek tarlada istenmeyen ot anlamına gelmektedir. Yabancı otla asıl üründen almak istediğimis verimin düşmesine neden olmaktadır çünkü bitimizin kullandığı besin elementlerinden ve sudan kullanan farklı bitkilerdir. Bu yüzden sürekli olarak mücadele edilmesi gerekir. Ayçiçeği bitkisinde bu mücadele yetişme evresinin ilk ayında çok önem taşımaktadır ve yapılması % 20-30 oranında daha fazla verim alınmasını sağlar. Ayçiçeği bitkisi 30-40 cm boylarına geldiğinde gölge yaparak diğer yabancı otların gelişmesini büyük ölçüde engellemektedir. Yabancı ot mücadelesi kültürel tedbirlerle, mekanik yollarla ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.

  • Kültürel Yabancı Ot Mücadelesi

Ekim nöbetinin yapılması yabancı ot mücadelesinde oldukça etkindir. Ayrıca ekimde yabancı ot tohumu bulundurmayan temiz tohumluk kullanmak bir diğer mücadele çeşididir.  Yabancı ot mücadelesi sırasında özellikle rizomla veya vegatif olarak büyüyüp gelişen ayrık gibi otların bir tarladan alınıp başka bir tarlaya konulması yanlış bir işlemdir, yok edilmelidirler.

  • Mekanik Yolla Yabancı Ot Mücadelesi

Ayçiçeği yetiştiriciliğinde yabancı otlarda mücadelede ayçiçeği bitkisinin boyu 25-30 cm’ye geldiğinde sıra aralarının, kaz ayağı gibi ara çapa makineleri ile işlenmesi, hem yabancı ot mücadelesi yapılması için hem de toprakta bulunan kapilerite denilen buharlaşma borucuklarının kırılması için oldukça önemlidir. Eğer iş gücü yeterliyse, genelde ayçiçeği bitkisinin ekimi çok büyük alanlar olduğu için yeterli olmaz, makineli ara çapasından sonra sıra üzerinde kalan otların el çapası ile temizlenmesi daha iyi olabilir.

  •  Kimyasal Yolla Yabancı Ot Mücadelesi 

Ayçiçeği yetiştiricilğinde en ekonomik yabancı ot mücadelesi yabancı ot ilaçları ile yapılmaktadır. Bu mücadelede tarlada görülen yabancı otun türüne göre seçilen farklı ilaçlar kullanım özelliklerine göre ekim öncesi, ekim sonrası ya da çıkış sonrasında uygulanmaktadır.  Ayçiçeği tarımında ekim öncesi kullanılan ilaçlar, tohum ekiminden hemen önce toprağa diskaro veya kazayağı ile 10-12 cm derinliğinde iyice karıştırılmaktadır.Ekim sonrası ve çıkış öncesi kullanılan yabancı ot ilaçları tarla yüzeyine atılır ve toprağa karıştırılmazlar. Çıkış sonrası kullanılan ilaçlarının genelde yabancı otların 2-4 yaprak olduğu küçük dönemde kullanılması daha etkili olmasını sağlamaktadır. 

  • AYÇİÇEĞİNDE TOHUM BAĞLAMA

Ayçiçeği bitkisi çiçeklenme döneminde tozlanma (döllenme) için çeşitin kendi kendini döllemesinin az veya çok olmasına bağlı olarak bal arılarına ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple özellikle çiçeklenme dönemindeki sürede ayçiçeği üretim alamnları yakınında arı kovanı yani arı bulunması tablalardaki döllenme yetersizliğini azaltır ve elde edilen verimi arttırır. Bal arılarının ayçiçeğinin döllenmesindeki payı %90’nın üzerinde olduğu bilinmektedir.

  • AYÇİÇEĞİ BİTKİSİNDE GÖRÜLEN ÖNEMLİ HASTALIKLARI VE MÜCADELESİ
  • Ayçiçeği Mildiyösü

Ayçiçeği yetiştiriciliğinde karşılaşılan en önemli mantari hastalıklarından biridir. Etmeni Plasmopora helianthi Novat’tır. Bu hastalık görülen ayçiçeği bitkileri normal gelişemez yani bodur kalırlar. Hasta bitkinin yapraklarında sararma ve alt kısmında beyaz toz şeklinde sporlar görülmektedir. Mildiyönün bulaşma nedeni genelde tohum kaynaklıdır, ya da topraktaki bitki artıkları yüzündendir. Bulaşık ve taban suyu yüksek tarlalarda, hastalık yüksek oranda görülmektedir hatta bazen ikinciekim yapılmasını gerektirir. 

Mücadelesi: Bu hastalığa dayanıklı çeşitlerin ekilmesi ilk seçenektir ya da hassas çeşitler tercih ediliyorsa tohumu ekmeden önce kesinlikle “metalaxyl” etken maddeli fungusitlerle tohum ilaçlaması yapılması gerekir. 

(Fotoğraf 9: Ayçiçeği Mildiyösü )

  • Solgunluk

Bu hastalığa yol açan etmenlerden birincisi Sclerotinia sclerotiorum (lib)’dır. Genel olarak kök boğazı çürüklüğü biçiminde görülmektedir. Hastalık, bitki köklerini toprakta kömürümsü sclerotları ile bitki sap ve tablalarını ise toprak yüzeyinde çimlenen askosporları ile enfekte eder.

(Fotoğraf 10: Sclerotinia sclerotiorum)

Diğer bir solgunluk hastalığına da Verticillium dahlie Klebah neden olur. Çiçeklenme döneminde üst yapraklarda aniden solma, sararma ve damar içinde siyah lekelerin görülmesi belirtileridir.

(Fotoğraf 11: Verticillium dahlie Klebah)

Mücadelesi: Her iki etmenin neden olduğu solgunluk hastalığında mücadelede de bu hastalıkların görülmediği bitkilerle ekim nöbeti, dayanıklı veya toleranslı çeşitlerin ekilmesi gerekmektedir. Ayrıca hastalıklı bitkilerin tarladan kökleri ile birlikte uzaklaştırılması ve yakılması hastalığın yayılmasını engeller.

  • Ayçiçeği Pası 

Bu hastalığın etmeni, Puccinia helianthi schw.’ nidir. Çoğunlukla geç ekim yapılan ayçiçeği tarlalarında çiçeklenme döneminden sonra görülmektedir. Pas püstülleri önce yaprağın alt yüzeyini sonra tüm yaprak yüzeyini kaplamaktadır.

Mücadelesi: Pasa karşı dayanıklı çeşitler ekmek ve ekim nöbetttir. Erken ekim yaparak da engellenmesi mümkündür.

(Fotoğraf 12: Ayçiçeği Pası)

  • Ayçiçeği Yaprak Lekeleri

Ayçiçeği bitkisinde görülen birçok yaprak lekesi hastalığı etmeni vardır. En yaygın olanları Septoria sp. ve Alternaria sp.’ dir. Septoria daha çok bitkinin erken evrelerinde görülürken, alternaria ise gelişme dönemini içerisinde koşulların uygun olduğu her an görülebilir. 

Mücadelesi: Dayanıklı çeşitlerin ekimi ile yapılmaktadır.

  • Diğer Ayçiçeği Hastalıkları

Ayçiçeği bitkisinde görülebilen başlıca fiğer hastalıklar; kömürümsü çürüme, Macrophomina Phseoli (Maubl.), Phoma oleracea var., Helianhi-tuberosi sacc., Phomopsis sap Botrytis ve Rhizopus’ dur. Bazı kurak yıllarda bitki saplarında Macrophomina (kömürümsü çürüme), rutubet oranı yüksek yerlerde ise Botrytis ve Rhizopus tabla çürüklükleri gözlemlenebilmektedir.

Mücadelesi: Dayanıklı çeşit ekimine ek olarak uygun bitkiler ile ekim nöbeti ve hastalık içermeyen tohumluk ve tarla ile mümkün olabilir.

(Fotoğraf 13: Rhizopus)

 

  • AYÇİÇEĞİNİN ÖNEMLİ ZARARLILARI VE MÜCADELESİ
  • Makaslı Böcek (Lethrus brachiicollis Fairm): Daha çok ayçiçeği bitkisinin ilk çıkış yani çimlenme döneminde zarar yaptığı görülmektedir. Bu zararlı fideleri toprak üstünden yiyerek keser, bitkinin ölmesine neden olur.

 Mücadelesi: Tarladan yabancı otları uzaklaştırmak, derin sürüm ve uygun insektisit yani böcek ilacı ile tohumların ve toprak yüzeyinin ilaçlanması ile bu böceğin ölmesi ve yaygınlaşması önlenebilir.  

(Fotoğraf 14: Makaslı Böcek)

  • Çayır Tırtılı (Loxastege sticticalis (L) : Bitkinin yaprak ve tomurcuklarını yiyerek önemli zarara neden olmaktadır.

Mücadelesi: Ayçiçeği ekilecek tarlalarda sonbaharda derin toprak işleme, yabancı otların tarladan uzaklaştırılması ve bu zararlı görüldüğünde uygun insektisitlerle ilaçlamak bu türün yaygınlaşmasını önleyebilir.

(Fotoğraf 15: Loxastege sticticalis (L))

  • Bozkurt (Agrotis sp.) : Ayçiçeği bitkilerinin çıkış sonrasında yan çimlenme sonrasında küçük fideciklerini toprak altından yiyip keserek önemli zarara neden olmaktadır. 

Mücadelesi: Ekim öncesi ekilecek ayçiçeği tohumlarını ekimden önce uygun bir insektisitle ilaçlamakla ya da ayçiçeği çimlendikten sonra görüldüğünde yüzey ilaçması yapmak ile mümkündür.

(Fotoğraf 16: Bozkurt (Agrotis sp.))

  • Diğer Ayçiçeği Zararlıları: Ayçiçeği bitkisinde görülen diğer zararlılar özellikle gübreli yerlerde ve çeltik yerlerinde danaburnu (Gryllotolpa sp.), yeşil kurt (Heliothus spp.) ve çizgili yaprak kurdu (Spodoptera exigus Hlon)’dur.

 Mücadelesi: Tarla kontrolleri sırasında görüldüğünde uygun insektisitlerle dana burnunda zehirli kepek ile, diğer zararlılarda ise tarla ve bitki yüzeyi ilaçlaması ile yayılımı önlenmektedir.

  • OROBANŞ (Verem Otu)

 Orobanş (Orobance cumana) yani diğer adıyla verem otu, ülkemizde bazı ayçiçeği ekiliş alanlarında soruna neden olan bir kök parazitidir. Besin maddesini ve suyunu tamamen ayçiçeği köklerine emeçlerini salarak karşıladıkları için bitki boyunda kısalmaya, yaprakların ve tablaların çok küçük kalmasına neden olmaktadır. Ayrıca dekardan alınan tane verimi ve yağ veriminin de oldukça düşmesine neden olmaktadır.  Ayçiçeği bitkisinde görülen bu parazitin beşten fazla ırkı olduğu tespit edilmiştir. Orobanş parazitinin boyu 20-60 cm arasında, çiçek rengi farklılık göstermekle birlikte genellikle mavi, mor veya beyazdır. Tohumları çok küçük kahverengi renktedir ve kapsüller içerisinde bulunmaktadır. Bir orobanş sapında bulunan kapsüllerde milyonlarca tohum bulunmaktadır ve bir araştırma sonucuna göre bu tohumların toprakta canlılığını 10-15 yıl koruyabildiği gözlemlenmiştir. 

Mücadelesi: İlk olarak Orobanş ile bulaşık tarlalarda ayçiçeği ekimi yapılmaması önerilmektedir, illa ekim yapılacaksa da bu parazite karşı dayanıklı tohumluğun ekilmesi en kesin çözüm olarak görülmektedir. Bu parazit ile kimyasal mücadelede mümkündür. IKültürel mücadelede ise üst üste ayçiçeği ekiminden kaçınılarak buğday, arpa, mısır, pancar, çeltik, pamuk veya baklagiller gibi bitkilerle ekim nöbetine gidilmesi bu sorunu biraz da olsa engeller.

(Fotoğraf 17: OROBANŞ (Verem Otu) )

  1. TOHUMLUK ÜRETİMİ

 Ayçiçeği yetiştiriciliğinde büyük oranda hibrit tohumlukların kullanıldığı görülmektedir. Hibrit tohumluklar, ayçiçeği üretiminde gözlemlenen sorunlara göre geliştirilmektedir. Yani hibrit tohumlarda en yüksek verim, kalite ve hastalıklara dayanıklılık açısından da en uygun ana ve baba hatlar kullanılmaya çalışılmaktadır. Farklı ebeveyn bitkilerin melezlemesi ile elde edilen tohumluklarda da yüksek hibritlik oranı ve melez azmalığı tercih edilmektedir. 

(Fotoğraf 18: Ayçiçeği bitkisinde melezleme çalışmaları)

  •  HASAT VE DEPOLAMA

Ayçiçeği bitkisinde hasat iklim koşullarına, havaların sıcak veya yağışlı gitmesine ve çeşidin erkencilik durumuna bağlı olarak çiçeklenmeden 45 ile 60 gün sonra olmaktadır. Ayçiçeği bitkisi hasat olumuna geldiğinde bitkilerin sap, yaprak ve tablaları tamamen kuruyup kahverengine dönüşmektedir. Hasat öncesinde ayçiçeği tablalarındaki danelerin nemi % 9,5 oranını geçmemelidir çünkü nemin yüksek olması demek, hasat edilen ürünün kurutulması gerektiği anlamına gelmektedir. Danelerde nem oranının fazla olmaması gerektiği gibi aşırı kuru olması da kuş zararı ve tane dökülmesi gibi sorunların olabileceği ve verim kayıplarının görülebileceği anlamına gelmektedir. Ayçiçeği hasadında biçerdöver kayıplarını azaltmak için, uygun silindir hızı, batörkontrobatör açıklığı, vantilatör, elek ayarlarının yapılması oldukça önemlidir. Hasatta biçerdöverin ön tablası ayarlı olmalı ve uygun yükseklikten zamanında hasat yapılmalıdır. Fazla yüksekten hasat yarı yatık bitkilerin biçerdöverin ön tablasına alınmasını önleyerek ayçiçeği tablası ve buna bağlı dane verim kaybına neden olabilir. 

(Fotoğraf 19: Ayçiçeği bitkisinde hasat)

Yazar: İkbal KARATAŞ

Benzer Haberler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.