‘Biz üretelim köyler canlansın’

 ‘Biz üretelim köyler canlansın’

Toprağın boş kalmaması, üretimin planlı şekilde sürdürülebilirliği ve tarım/hayvancılık ürünlerinde yeterlilik için genç üreticinin şartlarının iyileştirilmesi, desteklenmesi önemli. Köyünde kalıp, aldığı desteklerle üretim zincirine katılanlar, başta köylerinin ardından ise ülke ekonomisine katkıya kadar giden yolda işlerine sıkı sıkıya sarılıyorlar

Tarımsal üretim ve hayvancılık alanlarında sağlanan desteklerden yararlanan üreticiler; üretim alanlarını genişletip, sürülerini büyütüp; bölgelerine de fırsatlar sunuyor. Bazen bir köyden başlayan girişim serüveni, büyüyen ve verimi artan tarım alanı; ilçeye, ile ve Türkiye geneline yayılıyor. Bu çalışmalar aynı zamanda kırsaldan kente olan göçün önlenmesine, gençlerin kendi topraklarında kalmasına örnek oluşturuyor. Dizimizin bugünkü ikinci bölümününde zor şartlara rağmen topraklarında üretimden vazgeçmeyen, aldıkları desteklerle işlerini geliştiren üreticilerin hikayelerini okuyacaksınız.

‘Bağlarımızı koparmayalım’

Vanlı Mehmet Şerif Yıldız’ı belki daha önce gördüğünüz haberlerden hatırlarsınız. Genç Çiftçi projesinden yararlanarak aldığı 30 bin lira hibeyle sera kurdu; mevsimine göre domates ve salatalık ile turp ve yeşillik üretimi yapıyor. Desteği aldı, sistemini kurdu ama acaba hala çalışmalarına devam ediyor mu diye düşünerek kendisini aradık. Serada çalışırken onu bulmak o kadar zor oldu ki, Van’ın Erciş ilçesinde Aşağı Kozluca Mahallesi Muhtarı sayesinde ulaştık.

Yıldız, “Alanda bu üretimi yapan tek kişi olduğum için bazen malzemeye bile ulaşamıyorum; malzemeci ‘oraya kadar tek küçük bir yer için göndermem mümkün değil’ diyor” şeklinde anlatmaya başladığı pek çok zorluğa rağmen üretime sarılmış. Domates ve salatalıkları ekmiş; çarşıya göndermek için seradaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Şimdi Yıldız’dan dinleyelim:

“Bu virüs salgınına bakınca doktorların, sağlık çalışanlarının nasıl özveriyle işlerini yaptıklarını görüyoruz. Tek amaçları insanlara yardım etmek. İşte biz de üretici olarak elimizi taşın altına daha fazla koymalıyız. Kamu destekleri bizi bu anlamda elbette teşvik ediyor. Köylerin artık canlanması, insanların toprağı ile bağlarını koparmaması lazım. Burada tüm zorluklara rağmen üreterek, bizden sonra gelecek gençlere de örnek olmak istiyorum.”

‘Geliştireceğim’

‘Buraların kışları serttir’ diyen Yıldız, sera üretiminin en başta ilçesi için ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Mehmet Şerif Yıldız, “Zorluklara rağmen başardım, imkan olursa işimi daha da geliştireceğim. Niye üretmeyelim, niye topraklar boş kalsın? Ben Van Gölü havzası tarafındayım. Bulunduğum yerde bir ben varım. Topraklar boş. Kıyı alanı uzun olduğu için ‘neden sera olmasın’ dedim ve gölün kalorifer etkisiyle oluşturduğu nem sayesinde verim alıyorum. Şu an domates ve salatalıklar yetişiyor. Çarşıya veriyoruz (Erciş’e). Gübre, paketleme, ilaç derken bu işten bile dolaylı olarak kaç kişi para kazanıyor. Mesela üretimin merkezi Antalya. Ama o kadar uzun yoldan buralara gelene kadar üzerine yol parası ekleniyor. Tazelik gidiyor. Bu nedenle herkesin kendi bölgesinde üretmesi çok önemli. Dolaylı olarak milli bir servetin kaybını da önlüyor” diye konuştu.

‘İnancınızın önünde hiçbir şey duramaz’

Hayriye Ersoy, Adıyaman Organize Sanayi’nin ilk ve halihazırda tek kadın fabrika sahibi. Devlet bir taraftan badem üretimine destek verdiği Adıyaman’da sanayi ayağını da güçlendirmek için teşvik verince Ersoy da harekete geçerek atıl durumdaki fabrika alanını yatırıma uygun hale getiriyor. Ersoy, “O zaman sadece mağaza işletiyordum, bu atıl alanı nasıl üretime kazandırabilirim diye uzun zaman düşündüm. Çocuklarımın eğitimi bittiğinde ise harekete geçmeye karar verdim. Bölgede desteklenen badem ekim alanları düşünüldüğünde badem işlenmesi ve kırılmasına yönelik bir tesisin iyi bir yatırım olacağını gördüm. Kırsal Kalkınma’dan yüzde 50 hibe ile inşaat ve makine teçhizat anlamında ne eksiğimiz varsa tamamladık” dedi. Mevsimine göre 30 ve daha üzeri kişiye sigortalı iş sağlayan Hayriye Ersoy, bademin katma değerli üretimine, markalaşmasına da destek veriyor. Ersoy, ediyor: “Karşıma çok zorluklar çıktı. Ama pes etmedim. Özellikle kadınlar asla pes etmemeli. İnancınız sizin en büyük gücünüz, hiçbir engel inancınızın karşısında duramaz. Şehrimizde sadece üretim anlamında da değil, yanı sıra sosyal ve kültürel olarak da katkı vermek için çalışıyoruz” diyor.

Harun Bilgiç ise Burdur’da Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’na (TKDK) sunduğu yaklaşık 2 bin metrekarelik modern mantar üretim tesisi projesi kabul edildikten sonra büyük kentlere toptan mantar göndermeye başladı. Ev hanımı olan eşi Emine Bilgiç de kendisine yardım ederken, işlerinin yoğunluğuna göre 15 kişiye kadar işçi de çalıştırıyorlar. Harun Bilgiç, şöyle anlatıyor: “İşimizi büyütmeden önce istiridye mantarı üretmek için küçük çaplı denemeler yaptık, çalıştık. Bu şekilde çalıştığımızı gören Tarım İl Müdürlüğü, arkadaşlar bu destekten faydalanmamızı öğütledi. Şimdi 15 kişiye kadar iş sağlıyoruz. Yurt içine veriyoruz. İzmir, İstanbul, Bursa’dan toptan alıcılarımız oluyor.”

Benzer Haberler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.