TÜSİAD’ın Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi Çalışması Tanıtıldı

 TÜSİAD’ın Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi Çalışması Tanıtıldı

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, “Türkiye’nin tarım sektöründe atması gereken önemli adımlar var. Dijitalleşmenin ve yeni teknolojilerin sunduğu fırsatlar doğru değerlendirilirse, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlanacak” dedi.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan, “Türkiye’nin tarım sektöründe atması gereken önemli adımlar var. Dijitalleşmenin ve yeni teknolojilerin sunduğu fırsatlar doğru değerlendirilirse, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlanacak, ülkemizin küresel pazarlardaki duruşu güçlenecektir.” dedi.

Özilhan, TÜSİAD’ın Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi Çalışması tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, tarım ve gıda sektörlerine yönelik, önemine her zaman inandığı ve desteklediği analiz çalışmasının tamamlanmış olmasından mutluluk duyduğunu söyledi.

Son haftalarda hem Türkiye’den hem de dünyanın farklı yerlerinden üzücü haberlerle sarsıldıklarını belirten Özilhan, “Doğal felaketler, salgın hastalık tehditleri derken en son İdlib’te çok önemli kayıplar verdik. Milletçe hepimizin başı sağ olsun. Bu olayların tekrarlanmaması, insanımızın böyle acılarla karşılaşmaması hepimizin ortak dileği. Toplum olarak birbirimize kenetlenmemiz, geleceğimize odaklanmamız, hem bugün hem de ileride elimizi kuvvetlendirecek her alanda çalışmalarımızı, yatırımlarımızı sürdürmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

Özilhan, tarımı hem bugünün hem de geleceğin sektörü olarak gördüğünü her fırsatta vurguladığını ifade ederek, şunları kaydetti:

“Gelecek nesillerimiz için kuşaklar boyunca bereketli topraklarımızın bize sunduğu miras olan tarım sektörünü geleceğe taşımak ile yükümlüyüz. Tarım, insanlığın beslenmesinde, sanayi sektörüne ham madde sağlanmasında, kırsal kalkınmada, istihdam artışında ve dış ticarette döviz kazanımında önemli rol oynuyor. Dünya genelinde açlığın ve yoksulluğun sonlandırılması, gıda israfının azaltılması, çölleşme ve kuraklıkla mücadele, biyoçeşitliliğin korunması gibi karşı karşıya olduğumuz pek çok küresel sorunun ortak bir noktası olarak da stratejik öneme sahip.

Tarım sektörü, bugün dünya nüfusunun dörtte birinden fazlasını istihdam ederken, günde 7 milyar dolarlık bir üretim değeri oluşturuyor. 2030 yılında dünya nüfusunun 8,5 milyara, Türkiye nüfusunun da 90 milyona yaklaşacağı öngörülüyor. Geleceğin nüfusunu beslemek için bugüne oranla daha az çiftçi, yaklaşık yüzde 50 daha fazla tarımsal üretim yapmak zorunda kalacak. Dünyaya yetecek kadar gıdanın sağlanabilmesi için tüm tarım ve gıda sisteminin bir bütün olarak ele alınması gerekiyor.”

“Kooperatifler biçiminde örgütlememiz gerekiyor”

Özilhan, Türkiye’nin tarım sektöründe atması gereken önemli adımların bulunduğunu belirterek, “Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise yedinci büyük tarım alanına sahip olmamıza rağmen verimli arazi ve yatırım yetersizliğinden, Ar-Ge kapasitesi düşüklüğünden, teknoloji ve inovasyon konusunda farkındalık eksikliğinden söz ediyoruz. Dijitalleşmenin ve yeni teknolojilerin sunduğu fırsatlar doğru değerlendirilirse, Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlanacak, ülkemizin küresel pazarlardaki duruşu güçlenecektir.” dedi.

Ulusal politikalarda stratejik olarak konumlandırılmış ve önceliklendirilmiş bir tarım ve gıda sektörü vizyonuyla hareket edilmesi gerektiğini ifade eden Özilhan, “Sorunların çözümü için konuları ekonomik, kurumsal, hukuki, çevresel ve kültürel yönleriyle ele almalı, üreticiden tüketiciye kadar tüm paydaşlara yönelik entegre, bütüncül, kapsayıcı ve kalıcı politikalar oluşturmalı ve uygulamalıyız. Tüm bu alanlarda gerçekleştireceğimiz dönüşümler sayesinde tarım ve gıda sektörlerinin gerçek potansiyeli ortaya çıkacak, hem üreticiler hem de tüketiciler bundan kazanç sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Özilhan, tarım ve gıda sektörlerinin piyasa yapısı kapsamlı bir bakış açısı ile incelendiğinde artan girdi fiyatları ve bundan etkilenen gıda enflasyonu, çok sayıda oyuncunun olduğu uzun tedarik zinciri, yetersiz sektörel örgütlenme ve finansman sıkıntısı gibi sorunların olduğu bir yapıda en büyük sıkıntıyı üreticinin yaşadığına işaret ederek, bunun da sektörün sürdürülebilirliği açısından en önemli sorun olduğunu söyledi.

Üreticilerin katma değerden daha fazla pay alabilmesi için sektörel örgütlenmenin gelişmesi ve ölçek sorununun ortadan kalkması gerektiğini aktaran Özilhan, şunları kaydetti:

“Günümüzde ölçek ekonomisinin geçerli olmadığı hiçbir üretim faaliyeti yok. Arazilerin parçalı yapısı, tarımda verimliliğin önünde çok ciddi bir engel oluşturuyor. Küçük tarım arazileri ve küçük çiftçilikle, ölçek ekonomisinden yararlanmamız, çiftçilerimizi havza ve ürün bazında kooperatifler biçiminde örgütlememiz gerekiyor. Kooperatifler sayesinde küçük üreticiler, traktör, sulama, gübre, pazarlama, satış, eğitim gibi birçok alanda güçlerini birleştirirse, tarım ve hayvancılığımız bugünden çok farklı bir noktaya gelir. Hali hazırda çok iyi çalışan kooperatiflerimiz var. Bu modeli geliştirmemiz ve tüm ülkeye yaymamız gerekiyor.

Bu sayede hem çiftçimizin yüzü güler, hem köylerin terk edilmesinin önüne geçilir, hem de gıda enflasyonu sorunu ile daha etkin bir şekilde mücadele edilebilir. Tarım ve gıda sektörlerinde sürdürülebilir büyümenin sağlanması için tarıma destek ve teşvikleri geliştirmek ve etkili dağıtımını sağlamak, yerli girdi kullanımını özendirmek, meyve ve sebze tedarik zincirindeki yüzde 30-40’lara varan kayıp ve atıkların önüne geçmek, kayıtlı ticareti desteklemek, iklim değişikliği ile mücadele etmek ve su kaynaklarını etkin kullanmak, dijital, akılcı ve iyi tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak ve modern seracılığı teşvik etmek de odaklanmamız gereken diğer önemli başlıklar olarak karşımıza çıkıyor.”

“Kurumlar arası koordinasyonu sağlamamız gerekiyor”

Özilhan, zincirin farklı katmanlarında var olan bu sorunların üstesinden gelmek için de tarım politikalarının belirlenmesi ve uygulanmasına yine bütüncül bakmanın, her bir katmanı dikkate almanın, hem yereli hem ulusal ölçeği aynı anda gözetmenin çok önemli olduğunu belirterek, “Türkiye’de iyi bir birikim, sektörde deneyimli kurumlar, kuruluşlar, STK’lar var. En önemlisi de sorunları çözme istekliliği ve kapasitesi var. Bütün bunları bir araya getirmemiz, kurumlar arası koordinasyonu sağlamamız gerekiyor. İş dünyasının da içinde yer aldığı bir kurumsal istişare ve koordinasyon mekanizmasının etkin çalışması, bugünün sorunlarına uzun vadeli bir bakış açısıyla çözüm üretmesi gerekiyor. Raporumuz da böyle bir yaklaşımla hazırlandı.” değerlendirmesinde bulundu.

80 milyonluk bir ülke olarak, Türkiye’nin sürdürülebilir bir gıda güvenliği ve güvenilirliği sistemine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Özilhan, şunları kaydetti:

“Tarıma, sanayileşme kadar önem vermek, yatırım yapmak durumundayız. Doğru modeller üzerinde çalışmalar yapılır ve doğru teşvik modelleri kurgulanırsa, tarım sektörü ülkemizin geleceğinde çok önemli bir rol oynayacaktır. Bugün ülkemizde, tarımda büyümeyi sürdürülebilir kılmanın yolu yenilikleri takip ederek, katma değeri artırmaktan geçiyor. Tarım sektörü geleceğe hazırlanırken, teknolojik gelişmelere ve her sektörde gerçekleşen dijital dönüşüme entegre olmalı, inovatif çalışmaların sunduğu verimlilik fırsatlarını iş süreçlerimize yansıtmalıyız. Yatırımlarımızı yaparken, toplum olarak her alanda üretken olacağımız ve yeniliklerle geleceğimizi şekillendireceğimiz bir bakış açısı bizleri güçlü kılacaktır.”

Özilhan, bu çalışmanın çok başarılı sonuçlara katkı sağlamasını, Türkiye için tarım ve gıda sektörlerine yaşanacak olumlu bir dönüşüme vesile olmasını diledi.

Çalışma hakkında

Çalışma kapsamında, öneriler çerçevesinde sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik önemde görülen politika alanları, finansman ve destek mekanizmalarının iyileştirilmesi, tedarik zinciri ve lojistik uygulamalarının iyileştirilmesi, örgütlenmenin güçlendirilmesi, ölçülebilirlik ve etkin veri kullanımı, değer zincirinde katma değerin artırılması, akıllı tarım ve dijitalleşme ve iklim değişikliğine uyum olarak ortaya konuldu.

Ayrıca çalışmada, değer zincirinin genel durumu incelendiğinde tüm ürünlerde ortaya çıkan ve giderilmesi gereken en önemli sorunun üreticiye düşen düşük katma değer olduğu görülüyor.

Tarım-gıda lojistiğini iyileştirmeye yönelik, zincirdeki uçtan uca lojistik faaliyetleri entegre edecek, verimliliği artıracak kapsayıcı bir yaklaşımın gerekli olduğuna işaret ediliyor.

İklim değişikliğinin gözlenen ve öngörülen etkilerine yönelik orta ve uzun vadeli tarım politikalarının belirlenmesi gerekliliğine dikkat çekiliyor. Gıda sisteminin daha iyi çalışmasını sağlamak ve tarımda verimliliği artırmak için dönemler itibarıyla tarımsal destek ve teşviklerde önceliklerin belirlenmesinin elzem olduğu belirtiliyor.

Benzer Haberler

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.